Thursday, October 06, 2005

dülger balığının kararları

bir önceki yazıma bir genelleme yaparak başladığım için bu yazıya da aynı şekilde başlamak istemiyorum. o nedenle bu cumleyi yazdım ki sonra bir genelleme yapabileyim.yapıyorum:

karar vermek pekçok insan için zordur. benim için zor yahut. kendimden bahsetmeden dülger balığına geçeyim ki bazılarının "terapi blogu oldu burası da canım" diye düşünmesini engelleyeyim.

dülger balığı bir karar vereceği zaman kimseye danışmazdı. çünkü danışacak kadar tanımıyordu kimseyi. hatta kimseyi tanımıyordu danışmamak için bile. bu nedenle kararlarını hep kendisi vermek zorunda kalırdı. mesela kazak alırken (bana) hangi renk daha güzel diye soracak kimsesi yoktu.bunu düşünmeye başladıktan kısa bir süre sonra tekrar bunu düşünmeye başlardı. işte gene kıskanılacak bir durum. karar verme sürecinde geçirdiği vaktin farkına varmadığı için kendini baskı altında hissetmeden istediği kadar düşünebilirdi. aynı rengi düşünüür düşünüür düşünürdü.

billur tuz da akaar akaar akardı.

iş daha ciddi kararlar vermeye geldiğinde bu "rahat rahat istediği kadar düşünebilme hali" pek de hoş olmazdı ama. çünkü etrafındaki canlıları derinden etkileyebilirdi veremediği kararlar, uzun bekletişler, her seçenekte (aynı seçenekte) ilk defa düşünürmüşçesine duyulan coşku ve heyecanlar...

dülger balığı böyle durumlarda gördüğü tepkiye anlam veremezdi bir türlü. ve haksız olduğunu da ömrü boyunca hiç öğrenemedi.

bu uzun düşünmelerin sonucu çoğunlukla karar vermekle sonuçlanamazdı da.

bu nedenle şanslı mı zavallı mı olduğuna bir türlü karar veremediğim dülger balığı karar verirken hep aynı sonu yaşardı:

içgüdülerine yenilmek....?