Sunday, February 26, 2006

dülgerciğim ebe

Dülger balığına,
yahu dedim nasıl özledim oyun oynamayı, hani çocukken oynardık yedi kiremit, yakartop filan.
O dedi ki ben bi’ saklambaç bilirim,
e dedim o zaman, önüm, arkam, sağım, solum sobe!saklanmayan ebe!
Ne denirdi edebiyatta dedim dedi şiirine diyesim geldi,
Bilmem der büyük ihtimal diye demedim,
Dülgerciğimi sobeledim:

yaptığım 4 iş:
yüzmek
sevmek
unutmak
unuttum

defalarca izleyebileceğim 4 film:
mmm, çok zor, unuttum

yaşadığım 4 yer:
kızıl deniz
büyük okyanus
istanbul boğazı
sen

izlediğim 4 tv programı:
geçebilir miyiz?

tatil için gittiğim 4 yer:
gökova
datça
bozanca adası
inlice

en sevdiğim 4 yemek:
babanın yaptığı yumurtalı köfte
benden küçük balıklar
yosun çorbası
karpuz-peynir-ekmek balkonda

hemen şimdi olmak istediğim 4 yer:
su
deniz
derya
okyanus

sobelemeye çalışacağım 4 kişi:
sen
3. şahıs
mavi benekli çocuk
zézé

burcu, dedi,
çok sıkıcı oldu böyle oynamak, neden eskisi gibi oynamıyoruz?
dedim,
tamam şekerim,
sen gene dön arkanı,
ama ben ezan okunmadan evde olsam iyi olur!

Thursday, February 16, 2006

dülger balığı, söyle bana, var mıdır dünyada bi' "şöyle oh ne rahat"?

bıraksam kendimiiiii şöyle oh ne rahat
bu da gecer gülüm yaşamana bak
alınacak dersler var sorulacak sorular
bu da geçer gülüm bizden bu kadaaar
nananaaanananaaaananana

var mi boyle bir bıraksam kendimi şöyle oh ne rahat?


mesela bir kedi kendi kuyruğunu yakalamaya çalışmayı bırakır mı?
ya da bir balık,
özellikle de dülger balığı, oltaya avlanmadan evvel yem olacağını hatırlayabilir mi?
ya da,
suya giden bir adam mesela
omzunu eğri tutsa
güneş, su ve adamın omzundaki eğrilik “senindir”
olmaktan çıkar mı birgün?

insan kendini şöyle oh ne rahat makamında nereye bırakabilir?
aşka?
denize?

denize.
evet, bi’ tek denize bırakabilir.
çünkü deniz dülger balığına misafirliğe gitmektir,
umduğunu yiyemeyeceğini bilmekten ötürü ummamak ve bulduğunu yemektir,

deniz,
bütün vücudumuzu tuzuyla sarmalayan şöyle oh ne rahat bir yerdir.
üstelik denizde gözünü açabilir insan, yemyeşille masmavinin ortasında uzanabilir, bir buluta sarılıp bir kuşun kanadından tutamasa bile.........

hele bir de güneş varsa...

Friday, February 03, 2006

"her an" balık; "bir an" insan

bir an,
sadece bir ancık baskası olsam...mesela bize temizlige gelen ve kıyma olmadığı için harika bir pirinçli içli karnı yarık yapan keriman teyze olsam.

keriman teyze o kadar mutlu ki... o kadar mutlu ki beni bile çok seviyor.
kocasını, yavrularını seviyor. işini bile seviyor sanki. hep dip köşe yapmak istiyor. hep camları, yatakların altlarını bile silmek istiyor. hep istiyor ki bana bir koca bulsun.

keriman teyze o kadar mutlu ki pekçok şeyi sevgiyle istiyor. karadeniz radyosu dinliyor, 350 yeni safkan turk lira dogal gazı bile gulerek ödüyor.

dülger balığı gibi unutkan olmayarak bu denli mutlu olmak...

cevizlibağdaki doğal gazlı evde keriman teyze olsam...
rakıyı hiç sevmem zaten..