Wednesday, June 28, 2006

dülger balığı, sorularımın cevaplarını bulmama yardım eder misin?

soru:"?"
cevap: "." "," ";" "!".....


"sorular soruldukça artma eğiliminde olsalar da mesela bir soru sorduğumuzda cevaplar çok çeşitli olabilir. bu nedenle soruların artması eğilimi cevapların daha da bir artması eğilimini beraberinde getirir. bu doğaldır."
Feylesof Dülger Balığı

bir kitapta rasltladığım bu karmaşık gibi görünen fakat aslında çok basit olan bu cümle dizisini buraya kaydederek sorularınıza cevap aramakta yardımcı olmak isterim.

Bu önemli düşünürün anlatmak istediğine hep birlikte bir göz atalım isterseniz şimdi.

ayşe neden çoraplarını giymedin?
anne neden hep çorap giymek zorundayım?
yavrum neden soruma soruyla cevap veriyorsun?
.....

bu örnek ünsüz düşünürün ilk cümlesininin ilk kısmını anlamanızda gayet faydalı olacakatır. gelelim cumlenin ikinci kısmına:

ayşe neden çoraplarını giymedin?
çünkü hava çok sıcak.
çünkü o çorapları hiç beğenmiyorum.
çünkü ikisi eşit hizada durmuyorlar.
.....

gelelim en karmaşık olan kısma:

ayşe neden çoraplarını giymedin?
çünkü hava çok sıcak.
çünkü o çorapları hiç beğenmiyorum.
çünkü ikisi eşit hizada durmuyorlar.

anne neden hep çorap giymek zorundayım?
kızım yerler buz gibi üşüteceksin.
kızım zehra teyzenlere gidiyoruz, ayıp ama.
ama o çoraplar sana çok yakışıyor.

yavrum neden soruma soruyla cevap veriyorsun?
sen de aynı şeyi yapıyorsun.
çünkü çok zevkli oluyor.
soruyla mı cevap verdim?

örneklerden de anlaşılacağı gibi insanoğlu sürprizlerle dolu bir varlıktır. her soruya cevap bulmaya çalışırken ummadığı soru ve cevaplarla karşılaşır. bu gibi durumlarda feylesof Balığı'nın sözlerini hatırlamakta fayda vardır.

ve son cümledeki gizli anlam ise şudur:
bu iş zor,
çok zor yonca,
çünkü insanlar yıllar boyunca
hiç soru sormadan durur.



yaz olan anlar . , : ? ! ' 1 2 3 tıp

Wednesday, June 14, 2006

gizli dülger balığı

"bir sonbahar kadar yalnız
bir kış kadar savunmasız
ya da ilkbaharsan
yolun basındaysan

asla vazgeçeme"

dülgercigim bir "yaz" gibiyidi ama onu bulup da bisey dememiş "kimse".

olsun,

asla klişe olamayacak hikaye seninkidir sevgili dülger balığı

sevgili dülger balığı,

sana daha önce hiç tanımadığın birisi çiçek verdi mi?
yahut, yakasında kırmızı karanfille ya da elinde mesela bembeyaz bir kar topu ile bekleyen oldu mu seni beşiktaş iskelesinde?
sonra sen telefon açıp nerdesin dedigin vakit, dedi mi sana saat üç yönündeyim diye?

sevgili dülger balığı sen hiç tüm klişeleri bünyesinde barındıran, ne bileyim mesela ruuyada gözüken bir aksakalli dedeye, yok ona değil de sislerin arasından çıkagelen bir beyaz atlı prense aşık olmayı hayal ettin mi?

peki mesela dülger balığı,
suya giden bir adam omzunu eğri tutsa
sence ne olur?

güneş
su
ve adamın omzundaki eğrilik

insana geçmişi hatırlatabilir.
hep geçmiş'i.

Sunday, June 11, 2006

dülger balığının gele(meye)ceği

"gelecek günler geçmiş günlerden güzeldir eninde sonunda"

bu "yaşamak" dolu cümle bir insanın midesini çoktan boylamış olan dülger balığım için bir anlam ifade etmeyebilir. daha doğrusu onun bu durumu için bir anlam ifade etmeyebilir. fakat doğrudur cümle. inanıyorsan doğrudur. zaten inandığı şeyler o kadar "doğrudur" ki insanın, diğer doğrular, söz gelimi bir balığın doğruları, sadece bir "yanılgıdan" ibarettir insan için. ve insan hep dua eder bilmeden küstahça, söz gelimi gene o balığın, "doğru yolu" bulması için.

işte bu nedenledir ki dülger balığının geleceği yahut gelemeyeceği "insanın yarattığı" dünya ve de evreni içinde bilemeyeceği durumlardır. filozof olacak değiliz bu yaştan sonra, yaştan değil de işten sonra diyelim. fakat bir miktar okuma, insanın tanımlamaları dışında bir dünyanın nasıl olabileceği ve tabiki olamayacağı konusunda kafamı karıştırdı.

keşke dülger balığı yanımda olsaydı. o zaman hayat, solungaçlarımızın arasındaki oksijen kadar basit bir mesele olur, ben de yapayalnız bırakılmadığım için bunları düşünmek zorunda kalmazdım. onu çok özledim, fakat,

gelecek günler geçmiş günlerden güzeldir eninde sonunda,
değil mi?
.

Thursday, June 08, 2006

dülger baliğiyla bir makarna pişirimlik sürede n'aptık?

bir makarna yapımlık ömürden bahsedelim biraz.

mesela, şöyle bir laf vardır, sabah ezani okunduktan sonra oruca başlamak için bir pilav pişirimlik süren vardır. yani o süre içinde bişeyler daha yedin yedin. yoksa unut.

bir makarna yapımlık veyahut(dün dülgerciğimin ölmüş bir dostunun “doğum” günüydü. o, dülgerciğim ve ben su başında durduk,3haziran) pişirmlik süre ise

…….

işte bu kadardı.
makarna pişmiş, yedik.