Thursday, April 26, 2007

müzik dülger balığının gıdasıdır

deniz ve müzik.
vazgeçilmez ikili.
birlikte servis edilebilirler ama ben tek tek tercih ederim.
dülger balığının tercih yapma hakkı yoktu malesef ama halinden de hiç şikayetçi gözükmedi bana.
yarım yüzgecini sallamasının, süzüle süzüle yüzmesinin, herşeyi unutup durmasının, gözleri açık uyumasının, mavi kuşla buluşmalarının hep bir müziği vardı.
hayatının müziği vardı. denizden koparıldığında biten hayatının.

olsun, ben gene de ayrı ayrı servis edilmesinde ısrarlıyım hala.
sudan çıkmış balık gibiyim, müziğim yanımda.

Wednesday, April 25, 2007

dülger dülger olalı...

Dülger balığı dülger balığı olalı böyle bir kalp görmemişti. -Kalp derken yürek de gelir aklımıza, gönül de, kalbin kendisi de, cismen.-
Bilmem kaç odacıklı kalbine kirli kan ulaşmadan süzerdi ne vakit önce solungaçları. Cümlemiz odacıkları geçip solungaçlara götürür bizi fekat daha önce odacıklardaki hürmet, muhabbet ve sadakati anlatmadan edemeyeceğim.

Birinci odacık; hürmet odacığı. Noktalı virgülün hakkını veremeden devam edeyim. Hürmet odacığı, hürmetsizce dilenen "bahçesinde hanımelleri açan ev" düşüncesinin zaman zaman hoyratça volta attığı bir odacıktı. Fekat dülgercik maşuk'unun ne kadar içerleyeceğini tahmin edebilecek olgunluktaydı. Hırçınlığı bir tarafa bırakır, hanımellerini unuturdu. Sevgisi öyle yüceydi ki bahçesinde hanımelleri açmasa, hatta bahçesi bile olmasa olurdu.

İkinci odacık; muhabbet odacığı. Muhabbet odacığı, maşuk'un dilinden dökülen ahenkli lakırdılara şahitlik; insan oluvermenin doğallığıyla, ağızdan kaçırılan düşüncesiz bir kelamın mesele edilmediği harikulade bir hoşgörü bulutuna ise ev sahipliği ederdi. Sözler sözler üstüne yeni bir bulut inşa edilir, bulut kimi zaman şirin bir ayıcığa, kimi zaman mavi bir kuşa, kimi zamansa tombul bir balığa benzetilirdi.

Üçüncü odacık; sadakat odacığı. Sadakat odacığı, döküldüğünde sipsivri olan kurşundan ve tabi kem gözden uzak, her an bulabileceğini bildiği huzur dolu bir göğsün huzur dolu varoluşuyla doluydu. Bu huzur, bu varoluş ve bu huzurlu varoluş-tu onu mahveden- hayatın anlamıydı sanki.

Dülger balığı dülger balığı olalı böyle bir kalp de görmedi. Bütün üzüntüsü de buydu zaten. Ama bu apayrı bir bahis, sonra konuşmak üzere geçelim.

Bu kalbe dolacak kirli kanı süzen kutsal solungaçlar şimdi konumuz. Hayır kutsal değil, tersine o kadar insani. "Ama bu bir balık" deme meraklılarına sözüm: en baştan okuyunuz dülger balığının yaşamını.

Bu solungaçlar, birer kalkandılar, dalgakırandılar. Hayatı tatlı, anlamlı ve "üç günlük" yapardılar. Nasıl işlediklerini bilsem şimdiki düğümü de çözebilirdim. Evet:

Dülger balığı dülger balığı olalı böyle bir kalbe sahip olmamıştı. Nedensiz bir biçimde solungaçlar yorulmuş, kalbi kirlenmeye başlamıştı. İki saniyelik hafızası yıllarla ölçülür olmuş, ona acıklı doğumunu hatırlatmaya başlamıştı. Almak istediği nefes kendini teslim etmek için inat eder olmuştu,
Ki ben yetiştim imdadına.
Gölgelerin gücü adına
Güç bende artık!
Vakit odacıkları temizleme vaktidir.

Yardımıma gelecek yağmuru bekliyorum, dilimde kendisi:

bugün yağmur bir kadın saçıdır
yeryüzüne dökülen
upuzun, ince ince
karanlık korkulu
sen ki aşkta aldatıldın
yüreğin taş parçası
dinle yağmuru dinle
teselli bul türküsünden

herşey olur
herşey büyür
herşey geçer
hayat kalır

herşey olur
herşey büyür
herşey geçer
hayat kalır