Sunday, August 28, 2005

dülger balığının başka başka mavileri

bazi başlangıçlar ve bitişler olurdu dülger balığıyla konuştuğumuz. o kimi zaman masmavi yuvasi kadar umut dolu olurdu, kimi zamansa ilk doğduğu gün kadar korku ve dolu.

insan,
derdi,
herşeye erişebiliyor, canının istediği herşeye,
suya, havaya, toprağa.
halbuki benim içimde hep bir ukde olarak kalacak
kendi mavimin dışındaki tüm maviler
topraktakiler, senin anlattığın
ve
göktekiler,ki onlar mavi kuş ve mavi göğün ta kendisi.

onun mavisinde buluştuğumuz güzel günlerin dönüşünde karşılaşıyorum onu hatırlatacak bir başkasıyla.

içim mi burkuluyor yoksa umut mu doluyorum bilemiyorum.
bildiğim tek şey hiçbirşey bilmediğim de değil.

biliyorum,
uzuuunca iç geçirirdi dülger balığı,
aaah keşke...
diye
eğer görseydi milastan
uçağa binip
istanbulda inen
karasineği

Saturday, August 06, 2005

dülgercik, yarım yüzgeç

efsaneye gore dülgeryus birgün bi’ kuş sevmiş.kuş mavi miydi bilinmiyor. zaten maviye aşık dülgeryus bu kuşu sevdigine göre kuş da maviydi diye tahmin yürütüyorum ben ama siz renk konusunda hayal kumakta özgürsünüz tabi.

dülgeryusun korka korka sevdiği mavi kuş da dülgeryusu sevmiş. ona şiirler söylemiş gökyüzünde süzülürken.bu güzel ama zor aşk fazla bekleyemeyip meyvesini vermiş. (neden zor olduğunu da kişisel tercihlerinize göre hayal etmeniz için size bırakıyorum).

bir yumurta.

biricik yumurta her ikisi tarafından sevgiyle saklandığı günlerden birinde çatırdayıvermiş vakti dolmadan. bu, zeusun işiydi muhtemelen. neyse.

mavi kuş ve dülgeryus,
yumurtadan çıkan zavallı yavruyu görünce
kapkara ve ince
üzülmüşler,
ve alıp başlarını süzülmüşler,
denizde ve gökte

biçare yavruya çare
gelmiş bir başka efsanenin duyulması ile.

şarap ve tiyatro tanrısı diyonizosun
duyunca zeusun bacağından doğduğunu,
dülgeryus da sokuvermiş
sağ yüzgecinin gövdesine birleştiği kıvark yere
biçare yavruyu.

(endişelenmeyin, şiir yazmaya çalışmıyorum. bu bap nazım’a özendiğim baptır)

dülgeryus ve mavi kuş tam beş yıl boyunca sevgilerini vermişler yavruya nöbetleşe. ve birgün, tam beş yıl sonra bir gün dülgeryus yüzgecinde bir sızıyla uyanmış hergün kadar yeni gününe. sızının doğuma dönüşmesi ise tam iki buçuk ay sürmüş. dramatik olsun diye söylemiyorum , dülgeryus bu acıyı saklamış mavi kuştan, o da üzülmesin diye.

ve birgün sabaha karşı, mavi kuş bulutların üstünde (bence şiir yazar) iken,
dülgeryus doğurmuş yavruyu yüzgecinden.

ve onu denizle göğün birleştiği (veyahut ayrıldığı) çizgiye bırakmış mavi kuş görebilsin diye.

bu yeni canlı yepyeni hayatını yaşamaya o çizgide başladığından olacak ki hem havada hem de suda nefes alabilmiş. ve öldüğü güne dek hem havada hem suda yaşayabilmiş.

ademoğlu bu yavrunun adını çok iyi bilir lakin yanaşmaz kimse onun o tuhaf çizgide yaşadığına inanmaya. herkes ister ki kendi yanında yaşasın.

dülgeryus ise doğumdan sonra yarım yüzgeçli kalmış ve yalpalaya yalpalaya yüzmüş ömrü boyunca.

ve kimse düşünmemiş bugüne dek
dülger balığının ağlara yakalanmasının nedeninin
atalarından kalma bu yarım yüzgeçten olduğunu.

Wednesday, August 03, 2005

dülger balığı ve ilk görüşte aşk=ölümlerin en acısı

ilk görüşte aşka inanır mısınız? acaba bu ilk görüşte aşk meselesi filmlerin bize empoze ettiği bir şey mi? empoze etme’nin türkçesi var mı deyip bana kızarsanız, dudağımı büküp kafamı öne eğebilirim sadece. kucağımda duran etimolojik sözlüğümden türkçesini öğrenmek üzere!!!

aslında ben hiç düşünmemiştim ilk görüşte aşka inanıp inanmadığımı. itiraf ediyorum ki başıma gelmesini isterdim. neden derseniz:

dülger balığı tam bir “ilk görüşte aşk sarhoşuydu”.

yaşadığı sıradan bir gün boyunca etrafındaki tüm canlı ve cansız varlıkları ilk defa görürdü.

hayatı, hep ilk defa görürdü.

hergün ama hergün ilk defa görürdüğü denize, balıklara, renklere...yeniden aşık olurdu. içindeki enerji hergün yenilerdi kendini.

dülger balığının dehşet içinde doğduğu o acıklı günden basetmitim zaten. bunu ısıtıp tekrar önünüze koymuyorum. sadece onun maviye ilk defa ilk görüşte aşık olduğu o günün her gün kendini yinelediğini söylüyorum. şimdi buna üzülmeli mi sevinmeli mi?

ben hiç ilk görüşte aşık olmadım.

ve daha önce de söylemiştim,

rakı şişesinde dülger balığı hiç olamadım.
keşke hergün yeni bi hayata uyansam ve biri açsa içinde uyanacağım rakı şişesinin kapağını.

işte bu yüzden dülger balığının ölümü bütün ölümlerin en acısıydı.