Wednesday, March 29, 2006

dülger balığı virgülden öncesini hatırlayamaz

deminden beri önce iki kelime yazıp sildim sonra da bir kelime. yazıp sildim.

ama bugün ancak şunu söyleyebileceğim:

"yazıp" ile "sildim" arasına kesinlikle virgül konulmaz.
virgül bu cümlede yaşayamaz.

dülger balığı için virgül ölümcül bir noktalama işaretidir, ki zaten "noktalama" eylemlerin en ölümcülüdür.

peki o zaman "virgül" nedir?

Thursday, March 16, 2006

dülger balığı ve gözyaşı

ben ne yaptım kader sana,
mahkum ettin beni bana
her nefeste bin sitem var
şikayetim yaradana

tamam, git artık, hadi azad ediyorum seni. fakat,
dur bi'dakka,
denizin tuzunun nerden geldiğini anlatmıştım di mi ben sana?

dülger balığının şakaklarına kar mı yağdı, ne var?

güpegündüz...
güpegündüz, gözü apaçık
uyuyakalır mı insan?
dülger balığının göz kapağı yoktur
kendisininkileri mavi kuşa vermiştir sudan çıktığında
ve mavi kuşun göz kapağı üçtür

dülger balığı güpegündüz,
gözü apaçık uyuyakalabilir

mavi kuş istese de gözünü açamaz
gündüz bile
ayakta uyur hep hem de
tek ayak üstünde

insan,
gözü apaçık
da uyur,
ayakta
da uyur
bir çift köz kapağı vardır
uyurken kapatsın diye
fakat insan
doğar doğmaz
açar gözünü
ve sonra bir daha hiç kapatmaz
gözü apaçık ayakta uyur
ve belki de ayakta ölür

ağaçlar mı ayakta ölürdü?

Monday, March 06, 2006

dülger balığı der ki, çeşmeden iç bir yudum

aman canım yaman canım etme eğleme derken ömrün bir yılını daha devirmiş bir dost. dülger balığı bu devrilmiş anlamsız sayılar yığını içinde kayboladururken bendeniz, ben deniz, düşünüyorum acaba mavi kuş önümüzden geçip gitti mi, yoksa ilerdeki çeşmede bizi mi beklemekte.

dülger balığının acılı doğum gününden önceden bahsetiydim diye bu iç burkucu meseleden iki laf etmek istemiyorum şimdi.

evet, şu mavi kuşumuzun iki damla su içip üç nefes soluklandığı çeşme hayalime girip duruyor son birkaç gündür. çok susadığımdan mı yoksa masalın devamını çok merak ettiğimden mi oluyor bilmiyorum ama kendi hayalimin falına bakmaya yelteniyorum. 30 lira değerindeki 45 dakikalık bir fal yutturmacasına güvenmiyorum. içten içe nasıldır acaba diye merak dahi (a kısa okunacak) etmiyorum.

devrilen anlamsız yılların yahut devrilen yılların anlamsız sayısı kadar anlamsız laf ettim. dülgerciğim duysa kızar, insanları birşey anlatıyormuşsuncasına kandırma, derdi. yarattığım bu uzun ince kelimeye de güler, gece gündüz giderdi.

dülgerciğim, yokluğunla geçmekte olan yılları demek ister gönlüm fakat lafı dolandırır durur. sen gene gel de rüyama orda buluşalım, konuşalım. ben kahve yaparım sen de falıma bakarsın.

ve falımda bir balık çıkar senin gibi kırmızı,
kısmetimi müjdeler,
ve masmavi bir kuş çıkar mavi kuşumdan mavi olmasın,
mektubumu getirir,
ve belki kapımın ağzındaki eşyalar
yanına taşınacağımı gösterir.

o zaman deriz ki mavi kuş bizi çeşmenin orda bekliyor.
suyundan bir damla içmiş,
havasından üç nefes çekmiş.
yeter beklemiş artık
tez gidelim.

Friday, March 03, 2006

dülger balığı, pokahontas, burcu ve yeni dünya

masalın sonundan mıdır, ilahi bir işaret midir bilinmez amma pokahontasla karşılaşmam tam gunune isbet etti doğrusu. hatta daha "ışık olmadan beden olmaz"ı düşünmeye çalışırken bir de bu çıktı başıma!

evet, bugün yürüyorduk.
"ve onun hüznü vardı"
caddede sesler, ışıklar bir de ses olmanın ötesinde gürültüler vardı.
yürümemizden bahis yüzmemizden bahistir elbet.

evet, bugün yüzüyorduk.
dülgerciğimle.
gürültünün ve karmakarışık olmuş yolumuzun başında pokahontasa rastladık. bizdeki kulaktan, gözlerden ve dudaklardan onda da vardı. ama o bizim duyduğumuzu duymaz, gördüğümüzü görmez, konuştuğumuzu susardı. tarif etmek isterim ama dedi, bilmem anlar mısınız.

anlamayız, mümkünü yok.

ama ille anlaşmak isterim dersen, anlamaya çalışırız dedik.
yeter ki sen bizi anlamamaya çalış.
az konuştu, çok sustu, çok dinledik, çok gördük.

neyse ki yolun başındaydık.

geri dönmeyi düşünüyoruz. rüyaya yatalım şimdi.

Thursday, March 02, 2006

dülger balığı, bana bir masal anlat

bir varmış, bir yokmuş.
evvel zaman içinde,
kalbur saman içinde,
pireler tellal iken,
ben annemin beşiğinde tıngır mıngır uyur iken
bir balık olmak istediği yerden çok çok uzaklarda yüzmekteymiş. masal bu ya, balığımızın adı dülger, en yakın dostu ise burcu imiş. bu iki iyi arkadaş birlikte bir yolculuğa çıkmak istemişler. burcu yanına soğuk olursa diye kazak,
sıcak olursa diye tişört, ılık olursa diye hafif bir hırka almış. mayosunu da içine giymemiş çünkü terletebileceğini düşünmüş. halbuki tek yapacağı şey sadece soyunup suya atlamakmış ama telaştan bunu farkedememiş. velhasılı kelam yola koyulmuş bu iki dost. derler ki insanlar beraber tatile çıkarlarsa ya canciğer kuzu sarması olurlar ya da düşman kesilirler. peki bir balıkla bir insan tatile çıkarlarsa ne olur?biz bunu düşünekoyarken zaman geçmiş. günler günlerin ardından seni sevmeler cumhuriyetine gelmiş iki dost. burda karşılarına çıkan her kapıyı bir ağızdan, ben tanrı misafiriyim, diyerek çalmışlar. onları karşılayan evler hep ışıklı, hep güler yüzlü insanlarla dolu evlermiş. bu evlerde ışık varmış çünkü insan varmış. bu evlerde insan varmış çünkü ışık varmış. "ışık olamadn beden olmaz" mışmış. evlerden çıkılmış, bam teline basılmış, yollara koyulunmuş, kova kova sular boşa boşa dökülmüş arkalarından. ama henüz büyük topun ısınmadığı seni sevmeler diyarında sular bol bolmuş.muş. billur tuz ise hiç akmazmış. ama gene de gitmek istedikleri yer başka türlü bir şeymiş. ne agaca benzermiş ne de buluta. mesela geçen yaz mavi kuş gittiği yeri anlatmış da onlara, hah işte tam orası gibi, imiş. bu gidilecek yere varmakta acele etmiyorlarmış lakin balık ve insan. yüzülecek denizler, yürünecek çayırlar, yapılacak resimler bittiği vakit ancak canları sıkılabilirmiş bu yolculukta. ve bir de sevilecek insanlar bittiği vakit.
sevgili burcu, masalın gerisini de anlatmak isterim ama balıkçı izin vermedi, yazamadım. fakat sen bu gece iki tık tık bi şık şık edip bir rüyaya yatasın. çok tuzlu balık yiyince rüyada şelale gören insan misali, sen de o kadar çok susa ki masalın gerisi aksın.
yalnız dikkat et, boş şişeye üzülmeyeceksin, doluya da itibar etmeyeceksin. yarısı dolu yarısı boş şişe tam sana göredir, odan içeceksin.
ve hiç boşuna bekleme beyaz tavşan gelmeyecek ve sen daha önce hiç anlatılmamış bu masalı rüyanda bitireceksin.

gözlerinden öperim şeri. tatlı rüyalar....