Sunday, April 30, 2006

dülger balığı, anı yaşardı, örnek almalı mıyım?

bugünün işini yarına bıraktım.

o an çok mutluydum.

şimdi pişmanım; üstelik pişmanlığım bir an değil bir süreç. ölene kadar içimde yer edecek belki başka pişmanlıklarla zincirleme şekilde.

ne istediğimi bilmiyorum. şu an yapmak istediğim birşey yok. neden olması gerektiğini de bilmiyorum.

halbuki tavsiyesine uymuş, anı yaşamıştım. ama bu hiç hoşuma gitmedi. daha doğrusu çok hoşuma gitti ama o hissi şimdi hatırlayamıyorum. o his bitti bu his başladı.

uyumak istemiyorum.
yüzmek istemiyorum.
konuşmak istemiyorum.
sarılmak isteyebilirdim belki fakat onu da unuttum.

güzel hisler hep bitiyor fakat bu his hiç bitmiyor.

yazdıklarımı okudum. değişmedim. hatta hoşnutsuzluğum arttı. nasıl nokta koyacağımı da bilmiyorum.

mektup arkadaşım olmayı talep eden antakyalı erdal'ın yaptığı gibi yapayım en iyisi:

"kim olduğunuzu bilmiyorum. burcunun yurtdışına taşındığına da inanmıyorum. o yüzden bu mektubu bitirerek bu işe de bir nokta koymaya karar verdim. hoşçakalın.
nokta O "

nokta O

Friday, April 28, 2006

neredesin dülger balığı?

?

Sunday, April 16, 2006

dülger baliği, sanki hayata dönüş

hep aynı akvaryum, hep. deniz değişir halbuki, billur tuz gibidir, akar akar akar. ve dülger balığını hayran bırakır bu harikulade akış. halbuki akvaryum öyle mi ya?hep aynıdır. hep. arada bir değiştirilen su sanki saçını kestrmişsin de bambaşka bir insan olmuşsun izlenimini verir ilk anda balığa, halbuki o da sadece "saçını kestirmektir" işte. yine aynı şekle dönecek saçı kısa süreliğine değiştirmek.

akvaryumun duvarları dülger balığı için çok dayanılmaz değildir sanar insan, hani o habire unutur ya, hani hep yeni bir yerde sanır kendini. dülgerciğim anlatmıştı bi keresinde, şükür ki o hiç akvaryumda kalmadı ama balıklar aleminde şöyle bir söylenti varmış:

akvaryuma konulan balık önce anlamazmış akvaryumda olduğunu da şey sanarmış, burası da güzel okyanusunun bir parçası. halbuki zamanla içten içe hissedermiş, içinde olduğu suyun insan musluğundan geldiğini. böyle, buruk bir tadı olduğunu. bu his nasıl ve ne zaman kendini belli edermiş, o belli değil. her balığın bir "zamanı" varmış, idrak zamanı.

idrak zamanı geldiğinde yonca, bu iş çok zor olurmuş artık, bahar gelirmiş fakat farkedilmez olurmuş. bundan sonraki hayatı düşünmek kimisi için dert kimisi için derman olurmuş, umutsuzlar ve umudunu yitirmeyenler için.

akvaryuma ilk konulduğu ana dönmek istermiş balık.

işte öyle bazen, hiç aklına gelmeden akvaryuma konunulveren balıklardan bir kısmı, tüm gücünü toplayarak zıplarmış havaya, tepedeki çimenliğe çıkmak için sanki. işte bu, biz insanoğlunun "intihar", kimilerinin "rahniti", balıklar alemininse "hayata dönüş" dediği işmiş.

dönebilene aşkolsun.

Friday, April 14, 2006

dülger balığı kendini niçin öldürmedi?

ayın on dördü.
ayın on dördünü boğazda süzülen bir dülger balığı gördü,
dedi ki:
-bu gece ay hiç kapanmacak bir göz gibi,
uykusunu egede bir kumsalda bırakmış bir insan gözü.

kim bilir belki böyle bir akşam,
böyle bir akşam,
Heraklit alnını
yeşil gözlü zeytinliklerde akan suya eğdi
ve dedi:
-herşey değişip akmada,
bu hal beni hayran bırakmada...

ve dülger balığı böyle bir akşam,
bu akşam,
uykusunu terk etmiş gözü gördü ve o göze göründü,
dedi ki:
şeri,
iyi bak yıldızlara,
onları belki bir daha göremezsin,
belki bir daha yıldızların ışığında
kollarını ufuklar gibi açıp geremezsin.

şekerim şeri,
senin kafanın içi yıldızlı karanlıklar kadar
güzel, korkunç, kudretli ve iyidir,
yıldızlar ve senin kafan
kainatın en mükemmel şeyidir.


ve ben,
senin kafan,
kendimi öldürmemek için bulduğum
en güzel bahanedir
.

Wednesday, April 12, 2006

ama dülgerciğim

bir bakarsın oyuncağın kırılmış
arkadaşın sana küsmüş, darılmış
kavga etmiş kaşın gözün yarılmış
yaşlı gözlerle bana gelip, sakın üzülme yavrum
böyle büyür insanlar, ağlamak çare değil
zaman değirmenini durdurmak kolay değil

sendeki sen sana soru sorunca
bir masalda kurt kuzuyu kapınca
uçan balon ellerinden kaçınca
yaşlı gözlerle bana gelip, sakın üzülme yavrum
böyle büyür insanlar, ağlamak çare değil
zaman değirmenini durdurmak kolay değil

oyunlarda mızıkçılık olunca
terli terli soğuk suyu içince
hastalanıp yataklara düşünce
yaşlı gözlerle bana gelip, sakın üzülme yavrum
böyle büyür insanlar, ağlamak çare değil
zaman değirmenini durdurmak kolay değil

yaşadığın, gördüklerin dışında
mutluluğu kuytularda bulunca
oysa herkes başka başka olunca
yaşlı gözlerle bana gelip, sakın üzülme burcu'm
böyle büyür çocuklar, ağlamak çare değil
zaman değirmenini durdurmak kolay değil

....

derin bir nefes

...